DANSA KALDIRDIM YAŞAMI...

Tanım




Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

AKLIMI YİTİRDİM ÇÜNKÜ…

BİLİYORUM Kİ UÇAMAYACAĞIM.SAKALLARIMDAN DOLAYI PEYGAMBER DE DEĞİLİM İŞİN DOĞRUSU VE DUYDUĞUM EZGİLERİ KİMSE DUYMUYOR.ÇIĞLIKLARI DA DUYMUYOR KİMSE, O YÜZDEN KULAKLARINI KAPATMAK ZORUNDA DEĞİLLER.GENE DE BEYNİMİ DEĞİŞ TOKUŞ ETMEZDİM.ÇEKİNGENLİĞİM VE ÜRKEKLİĞİMLE YOL ALMAYA DEVAM EDİP KENDİMİ İFADE ETMENİN YOLLARINI DENERDİM.DENERDİM.YENİLMEK DE VAR BİLİYORUM.YAĞMURLARI CEBİMDE BİRİKTİRİP EVDEKİ KUMBARALARI BOZARDIM.YAĞMUR KUMBARAYI BOZAR MI?BOZMAZ MI?O ZANMAN GELİN TELEVİZYONU AÇALIM.AKLIMI YİTİRDİM ÇÜNKÜ RUHUMU BULMAK İSTİYORDUM...


Tarih: 01:15, 19/7/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

AĞACIN ELLERİ

AĞACIN DA ELLERİ VAR.KARANLIKTAN ÇEKİP ÇIKARTIYOR GÜN IŞIĞINI.KAYBOLDUM.NEYİ ARAYACAĞIMI BİLE BİLMİYORDUM.TOPACI OLABİLDİĞİNCE UZAĞA FIRLATTIM.İÇİMDE BİR ŞİİR SAKLADIĞIMDAN HABERİM YOKTU. ELLERİMLE ARAYIP BULDUM ONU.YOLA KOYULDUM.BU AĞAÇLA KARŞILAŞTIĞIMDA ÇOK YORGUNDUM AMA ELLERİ OLANLARIN IŞIĞA ÇIKABİLECEKLERİNE OLAN İNANCIM ARTTI.İÇİMDE SAKLADIĞIM ŞİİRİ BU AĞAÇLA BİRLEŞTİRDİĞİMDE BİR DENİZ ÇIKTI KARŞIMA UÇSUZ BUCAKSIZ.KAPTAN SONRA NE YAPTIM BİLİYOR MUSUN?YÜRÜDÜM ÜZERİNDE DENİZİN DÜŞ GÜCÜYLE...


Tarih: 01:10, 19/7/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

 

 

KIŞ GELİR BEYAZ AYAKLARIYLA...

      Kış gelir yağmurlarla,hırkalarla ve televizyon dizileriyle… Kış gelir sokakta yaşayan insanların içine işler. Pencereler,kapılar sıkı sıkı kapanır, okullar açılır. Şiirin mevsimidir kış,soğukta parklar boşalır. Deniz artık seyirliktir ve kitapçılar yeniden kalabalıklaşır. Hüzün bulutları dolaşır üstümüzde… Gene de bazıları kışı özlemiştir,kazak giymeyi,yorgana sarılıp uyumayı,sokaktaki kestaneciyi ve tarçınlı salebi… Dersler başlamış,balkonlardaki masalar kaldırılmıştır usul usul. İçinize işleyen soğuğa iyi gelen şeyler vardır: eve attığınız ilk adım, yeni deftere yazılan ilk sözcük,yedi senelik botlarınızın hala eskimemiş olduğunu görmek,sevdiğiniz iş arkadaşınızla yaptığınız özlenmiş bir sohbet…Kışa evlenerek girenler vardır,beraber uyumanın,beraber yemek yapmanın, koltukta sarılıp televizyon izlemenin, yeni evlerinde ilk çayın tadıyla sarhoş olanların mevsimidir artık kış. Kışa boşanarak girenler vardır. Ayrılık sızısına rağmen yeniden ve tek başına yürüyüşe çıkmanın, arkadaşlarla sinemaya gitmenin, telefonun başında gidip gelmelerin,müziğin sesini sonuna kadar açıp sarhoş olmanın zamanıdır. Kışa anne olarak girenler vardır. Bebeğini sarıp sarmalamanın,üşüyecek mi,hastalanacak mı korkusunu taşımanın,uyuyamamanın ama gene de bir gülücükle senelerin uykusunu almanın,en ufak bir sese duyarlı olmanın mevsimidir.

 

    Kış gelir… Evsiz olanlar, parasız olanlar için de gelir kış. Adaletsizdir… Isınmak ister insan,doymak ister ve bu en temel ihtiyaçlarını  bile karşılayamazken kışın güzellikleri gelmez akıllarına. Onlar için en güzeli yazdır. Parklarda yer ararlar yatmak için ve çöp kutuları civarında dolaşırlar. Salep ve kestane akıllarının ucundan geçmez...

 

   Diğer evlerde kapılar ve pencereler sıkı sıkı kapalıdır hem soğuk girmesin diye hem de adaletsizliğin yüzü görünüp onları rahatsız etmesin diye... Haberlerde sokaktaki insanlar için soğukta donmasınlar diye evler açıldığını duyunca rahatlanır. Yapılacak başka bir şey var mıdır? Bizim yapabileceğimiz başka bir şey? Onlara da kış beyaz ayaklarla gelsin diye yapabileceğimiz herhangi bir şey? Bunu sorabiliyorsak, cevabını bulabiliyorsak ve onlar için birşey yapabiliyorsak hakederiz aslında kışın getirdiği güzellikleri. Onlar için yapabileceklerimizi onların cebine para koymak olarak algılarsak da yanlış yapmış oluruz. Kalıcı çözümler bulabilmek için uğraşmalı,kalıcı çözümler bulanların yanında yer almalıyız.

 

   Aldığım bir mailden çok güzel bir uygulama öğrenmiştim. Yapıldığı ülkeyi tam olarak hatırlayamıyorum ama örneği anlatabilirim. Diyelim ki bir kafeye gidiyorsunuz ve orada bir fincan  kahve içeceksiniz. Siz iki fincan kahve parası ödüyorsunuz ancak gene tek fincan kahve içiyorsunuz. Ödediğiniz diğer kahve parası bir listeye yazılıyor. Bu şekilde gelenlerle o listede bedava kahve ya da bedava tostlar oluyor. Daha sonra durumu kötü olan bir insan geldiğinde o listeden kendine kahve isteyebiliyor. Çok güzel değil mi? Bunun sadece kafeyle sınırlı olmadığını,marketlerde de ya da diğer yerlerde de geçerli olmasını sağlayabilsek güzel olmaz mı? Aslında insanlar birbirlerine, zor durumda olanlara yardım etmek istiyorlar ama bunu nasıl yapacaklarını bilemiyorlar. Böyle bir uygulama hem zor durumda olanlara hem de zor durumda olanlara yardım etmek isteyen insanlara yardımcı olabilir diye düşünüyorum. Bu durumu istismar etmek isteyen insanların da olabileceğini tahmin ediyorum. Durumu iyi olduğu halde  kötüymüş gibi bu olanaklardan yararlanabileceğini de düşünüyorum. Ama bunun için önlem almak o kadar zor olmaz herhalde. Gönül istiyor ki böyle bir önleme gerek kalmadan insanlar adalet duygusuyla,insancıl yanlarıyla her yerde bu uygulamanın sağlanmasını kolaylaştırsalar.

 

   Belki de siz böyle bir uygulamanın zor durumda olanların cebine para koymaktan farklı olmayacağını düşünüyorsunuz. Ben farklı olacağını düşünüyorum. Nasıl? İlk olarak bu uygulamadan yararlanacak kişiler gerçekten çalışamayacak durumda olanlar olmalı. İkincisi insanlar kendilerine bu olanağı sağlayan kişileri bilmeyecekleri,tanımayacakları için onlara karşı mahçup olmak zorunda kalmayacaklar.

 

   Bu uygulamanın Türkiye’de gerçekleştiğini görmek beni çok mutlu edecek. Elbette bunun dışında zor durumda olanlar için yapılan,uygulanan her tür kalıcı çözüme de varım. Belki de bu kış hepimize beyaz ayaklarıyla gelir. 

 


Tarih: 08:06, 23/6/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı


Tarih: 05:03, 23/6/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

KİTAP ÇAY VE MUM

 

Kitap okumanın tadını bilenler bilir…Hele sevdiğiniz bir kitapsa okuduğunuz,ilk sayfalardan itibaren sizi etkilemeye başladıysa siz kitabı bir süreliğine bıraksanız da kitap sizi bırakmayacaktır. Kitabı bitirdikten sonra bile kitabın izleri kalacaktır yaşamınızda siz bir süre sonra konusunu hatırlamasanız bile…Kitaptaki kahramanla aynı duyguları hissetmenin,sizi şaşırtan gizlerin çözülmesini beklemenin,kitabın sonunda yüzünüzdeki yaşın ya da gülümsemenin tadını başka ne verebilir bilmiyorum. Kitapçıda kitap seçmenin,kitabın arka kapağında yazılanları okumanın, onu satın aldıktan sonra kime ve neye ithaf edildiğini öğrenmenin heyecanlı bir yolculuğa benzediğini kim inkar edebilir? Kitabın olduğu masamda çayın ve mumun da olmasını isterim. Yolculuğum daha keyifli geçer böylelikle ve daha derin izler bırakır bende. Çay ve sigarayı ayrılmaz ikili olarak kabul edenlere karşı sigara içmeyenler için bir alternatif olabilir diye düşünüyorum kitap,çay ve mum üçlüsü için.Kitap okumamın zorlaştığı dönemler oluyor. Uzun sure kitap okuyamadığım da oluyor. Ne zaman kitap okumaya yeniden başlasam bir şölene benziyor bu…Bunu da okuyayım isteği, bundan notlar çıkartmalıyım hevesi,bunu arkadaşıma vereyim o da okusun düşüncesi ile doluyor içim. Sehpamda çayın,mumun ve kitabımın yanına nergisleri de alabilirim aslında…


Tarih: 04:38, 23/6/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

UYURKEN RENKLERİNİ SEÇEBİLİR Mİ İNSAN? YALDIZLI PEKİYİ ALDIM ÖĞRETMENİM BEN BAKKAL AMCADAN,MUHTAR TEYZEDEN...DÜŞLERİM GERÇEKLİKTEN KOPTUKÇA BEN OLDUM. İYİ Kİ BEN OLMUŞUM YAHU AFERİN BANA DER ŞAİR AKGÜN AKOVA...YILDIZLI BİR GECEYE DE ÜÇ NOKTALI AFERİN VERDİM.AFERİN,ASPİRİN,DURUN,DURUN BURDA İNEYİM...UYURKEN HAMAKTA YENİ BİR ALIŞKANLIK EDİNDİM, SAÇLARINI TARIYORUM KELEBEKLERİN...


Tarih: 11:02, 11/7/2005
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->